Gözyaşındaki Sırlar

Gözyaşındaki Sırlar

Gözyaşını inceleyen bilim adamları pek çok insanın bilmediği ama hayata öneme dair sırları olduğunu keşfettiler. Vücudumuzda hayati öneme sahip birçok sıvı salgılanır. Bunlardan biri de gözyaşıdır.

Gözyaşı olmadığı zaman göz yüzeyinde iltihap yapan proteinler ürer ve göz yüzeyinde salgılama yapan (mukus üreten) hücreler tıkanır.[1]

Gözyaşının görevleri 4 ana başlık şeklinde verilebilir:

    1. Göz yüzeyini nemlendirmek ve kuruluğun vereceği hasarı engellemek,
    2. Mikroskobik olarak pürüzsüz olamayan göz yüzeyini pürüzsüz optik bir yüzey yapmak,
    3. Gözün kornea bölümüne ihtiyaç duyduğu oksijen ve diğer besinleri sağlamak,
    4. Gözü bakterilerden ve enfeksiyonlardan korumak.

goz-gozyasi-aglaGözyaşının % 98,2’si sudur. Geri kalan kısımda kan plazmasıyla aynı oranda üre ve plazmadakinden daha az oranda glikoz, tuzlar ve organik maddeler bulunur.[2] Yani gözyaşı, içinde farklı oranlarda farklı maddeler bulunan son derece özel bir sıvıdır.

Gözyaşını oluşturan çok sayıda kimyasal madde “Gözyaşı komponentleri” olarak adlandırılırlar. Bu maddeler gözyaşının temel bileşenleridir. Bu bileşenlerin varlığı iyi ve net bir görüş için şarttır.

Komponentlerin miktarında ya da yapısındaki ufak bir farklılık olduğunda göz kolaylıkla mikrop kapabilir ya da gözümüz net görme özelliğini yitirebilir:

Tam ve doğru miktarlarda doğal komponent içeren gözyaşı, göz yüzeyinde bulunan ince bir zar (konjuktiva) ile birleşir ve gözyaşı filmi diye adlandırılır. Gözyaşı filmi, gözlerin sağlıklı ve rahat olmasını sağlamak amacıyla her gün gözü sarar ve ıslatır. Bu, gözün fonksiyonunu tam olarak yapması ve görüntünün net olmasını sağlar. Bu sayede rahatlıkla görürüz.

“Bu durum arabanın camını silmek için silecek suyunun olmasına benzetilebilir.”[3]

Aslında gözyaşının gözümüz için olan önemi, silecek suyunun araba için olan öneminden çok daha fazla ve daha karmaşıktır.

Bunu anlamak için gözyaşının yapısına bakmak yeterlidir. Gözyaşını oluşturan komponentler 3 katman oluşturacak şekilde gruplanmıştır:

goz-gozyasi-09-011. Yağ katmanı: Gözyaşının en üstte yer alan katmanıdır. Bu sayede hemen altında bulunan sıvı katmanın buharlaşarak fonksiyonunu yitirmesini ve gözyaşının alt göz kapağından akıp gitmesini engeller.  Ayrıca gözyaşının göz yüzeyine eşit yayılmasını da sağlar. Göz kapaklarındaki bulunan Meibomian adlı yağ bezlerinde ve kirpiklerin çıktıkları deliklere açılan Zeis bezleri tarafından üretilirler.

Yağ salgılayan bezlerin bulunduğu bu katman çok ince olmasına karşın gözyaşının dışarı akmasını ve buharlaşmasını başarıyla engellemektir. Bu, gözün yapısındaki şaşırtıcı ayrıntılardan başka bir tanesidir. Gözyaşının üzerindeki son derece ince bir tabaka, gözyaşını buharlaşmaya karşı korumaktadır.

Peki, kim gözyaşının üzerine, buharlaşma etkisini hesap ederek böyle bir kaplama yapmıştır? Bu kadar özel bir tasarım nasıl ortaya çıkmıştır?

2. Sıvı katman: Bu katman gözyaşının temel katmanıdır. Yağ tabakanın hemen altında; ortada yer alan tabakadır. Üç katman arasında en kalın olanıdır. İçinde tuzları, proteinleri ve lizozim adlı özel bir kimyasal maddeyi barındıran karmaşık bir yapısı vardır. Gözde bulunan Karuse Wolfring adlı yaşı bezleri tarafından üretilir. Temizleyici ve besleyici bir özelliği olan kalın ve akıcı bir karışımdır.

Gözün kornea tabakasına, burası için besin niteliğini taşıyan oksijeni taşır, atık ürünleri korneadan uzaklaştırır, korneada oluşabilecek enfeksiyonları engeller. Göz sayesinde algıladığımız görüntülerin normal olması için gözün kornea tabakasındaki su hacminin değişim göstermeden belirli bir oranda kalması şarttır (Gözyaşı normalde % 0.9 tuzludur).  Eğer bu oran bozulursa ya korneaya su hücum eder (ağladığınızda veya havuza girdiğinizde olduğu gibi), ya da kornea şişer ve formu bozulur. Sıvı katman korneadaki su hacminin dengede kalarak görüntü kalitesinin yüksek olmasını sağlar.[4]

3. Mukus katmanı: Göz yüzeyinde bulunan konjuktiva adlı ince zardaki hücreler tarafından üretilir. Gözün hemen üzerinde yer alır yani gözyaşının en alttaki katmanıdır. Üzerinde yer aldığı  epitel yüzeyi hidrofobiktir yani suyu sevmeyen iten bir yapısı vardır. Eğer sıvı katman, bu katmanın yerinde olmuş olsaydı göz üzerinde duramayacak dolayısıyla bir işe yarmayacaktı. Oysa gözün üzerinde durabilen musin adlı özel bir kimyasal madde bulunur. Gözyaşı bu madde ve mukus katman sayesinde yerçekimine karşı koyarak gözün önünde durmayı başarır. Eğer gözyaşının mukus katmanında “musin” bulunmasaydı[5] -sıvı katman üretilse de- göz yüzeyi kötü nemlenerek zarar görürdü.[6]

goz-bolumleriGözyaşının temel görevlerinden biri de bu hayati organımızı mikroplara karşı korumaktır. İçinde bulunan “lizozim” enzimi birçok bakteri türünü parçalayabilme ve mikrop öldürme özelliğine sahiptir. Lizozim sayesinde göz, enfeksiyonlardan korunur. Bu madde, binaları mikroplardan temizlemek için kullanılan kuvvetli dezenfektanlarda kullanılan maddelerden bile daha etkilidir. Bu kadar güçlü olduğu halde göze hiçbir zarar vermemesi ise büyük bir mucizedir.[7]

Bu bilgilerin ışığı altında bir kez daha durup düşünmek gerekir. Böylesine güçlü bir dezenfektan, nasıl olur da göz gibi hassas bir organa hiçbir zarar vermez? Cevap çok açıktır: İçinde son derece güçlü bir dezenfektan bulunan gözyaşı gözün kimyasal yapısına en uygun şekilde yaratılmıştır. Yaratılışın her noktasında mevcut olan muhteşem uyum, aynı şekilde göz ve gözyaşı için de geçerlidir.

Bu güçte başka hiçbir dezenfektan göz üzerinde kullanılamaz. Öte yandan insan yapımı hiç bir dezenfektan gözyaşının yerini tutmaz. Bu durum evrimciler tarafından cevaplanması mümkün olmayan soruları da beraberinde getirmektedir. Birbirleriyle bu kadar uyumlu sistemler nasıl aynı anda ortaya çıkmıştır? Kör tesadüflerin böyle mükemmel yapılar ortaya çıkaramayacağı ve bunu insan bedenine yerleştiremeyeceği açıktır. Ancak evrimcilerin iddialarının ne derece bilimsellikten ve mantıktan uzak olduğunu görmek için -kesinlikle gerçekleşmesi imkânsız da olsa- tesadüflerin bir şeyler yapabildiğini varsayarak düşünelim.

Tesadüfler sonucu, göze zarar verecek rasgele milyarlarca bileşiğin oluşabilme ihtimali vardır. Peki, nasıl olup da göz için hem böyle kuvvetli bir temizleyici görevi görecek hem de göze en ufak bir zarar vermeyecek bir sıvı sentezlenmiştir? Bu ideal sıvı tesadüfen oluşana kadar göz nasıl korunmuştur? Gözün varlığını devam ettirebilmesi için şu anki yapısına, gözyaşının da şu anki kusursuz bileşimine sahip olması şarttır. Elbette bu birlikteliğin işe yaraması için beynin ve vücudun diğer sistemlerinin de aynı anda var olmaları gerekir.

Örneğin göz, beyin de dâhil bütün parçacıkları, dokuları, sıvıları ve uzantıları ile aniden bir bedende oluşsa bile bu canlının hayatının devamı için yeterli değildir. Çünkü bu vücudun sindirim sistemi veya karaciğeri, ya da kemik iliği ya da bunlara benzer, “olmazsa olmaz” parçalarından birisi henüz evrimleşememiş olsa, ne o beden ne de göz çok kısa bir süreden fazla hayatta kalamazdı. Bu örneklerde açıkça görüldüğü gibi gözün tek bir parçasının bile tesadüfen oluşması mümkün değildir. Gözü bütün organelleriyle yaratan Allah’tır.

“De ki: “Siz, Allah’ın dışında taptığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Bana haber verin; yerden neyi yaratmışlardır? Ya da onların göklerde bir ortaklığı mı var? Yoksa Biz onlara bir kitap vermişiz de onlar bundan (dolayı) apaçık bir belge üzerinde midirler? Hayır, zulmedenler, birbirlerine aldatmadan başkasını vadetmiyorlar.” (Fatır Suresi, 40)

Gözyaşının üretimi de son derece hassas bir ölçü ile yapılır. Gözyaşı, sadece korneayı kurumaktan kurtaracak ve göz küresinin yüzeyinin kayganlığını kaybettirmeyecek miktarda üretilir. Böylece, göz hareket ettiğinde göz kapağının iç kısmı ile gözün üstü arasında sürtünmeden kaynaklanan bir rahatsızlık meydana gelmez.

Gözyaşını oluşturan komponentlerin yeterli miktarda üretilmemesi ya da bir komponentin eksik olması göz yüzeyi üzerinde kuru noktaların oluşmasına neden olur. Bu durumda da göz ile göz kapağı arasında sürekli bir sürtünme olur ve gözün her hareketi bizim için bir eziyet haline gelirdi.[8] Örneğin gözyaşı kuruluğu olan hastalarda, gözlerde sürekli bir yanma ve gözün içinin kum dolu olduğu hissi duyulur. Gözler batar, kaşınır, şişer, kızarır ve hastalığın ileri aşamalarında hasta gözünü kaybedebilir.

yapay gozyasiBu rahatsızlık gözyaşının ne kadar kıymetli bir sıvı olduğunun göstergesidir: Göz komponentlerinde bozukluk ya da eksiklik olanlar her 10-15 dakikada bir gözlerine yapay gözyaşı olan damlalar damlatmalı ve durumlarını iyileştirmek için başka ilaçlarda kullanmalıdırlar. Pek çok insan bu rahatsızlığı yaşar ve kısıtlı bir rahatlama sağlayan göz damlası ve ilaçlar için pek çok para harcar.

Sağlıklı bir görüş sağlamak için gözyaşının tüm bileşenlerinin tümünün tam olarak üretilmesi yeteli değildir. Gözyaşının hangi yolla nasıl nakledileceği de son derece önemlidir:

“Gözyaşı, gözyaşı bezlerinden çıkarak küçük kanallardan akarlar. Gözyaşı bezleri üst göz kapaklarına yerleştirilmiştir ve uyarıldıklarında gözlerinizin etrafında ince bir film oluşturacak şekilde gözyaşı salgılarlar. Her göz kırptığınızda ince bir film gözlerinizin etrafında yayılır ve gözünüzü nemli tutarak tozdan ve diğer rahatsız edici maddelerden temiz tutar. İster uyurken ister uyanıkken, mutluyken yada üzgünken bu sıvı her zaman gözyaşı bezlerinden akarlar. Gözlerinizi korumanın yanı sıra gözyaşı bezleri gözleriniz rahatsız olduğunda daha fazla sıvı üretirler.  Bu ekstra gözyaşlarına refleks gözyaşları denir. Bir şey sizi mutlu veya üzgün yaptığında gözyaşı bezleriniz duygusal yaşlar üretir. Kullanılan gözyaşları daha sonra alt ve üst göz kapaklarınızın birleştiği yerdeki küçük açıklıklardan burun kemiğinize yakın bulunan nasolacriminal gözyaşı kanallarına süzülürler. Buradan yutuldukları veya diğer sıvılarla dışarı atıldıkları nazal boşluğa gelirler. Eğer çok fazla gözyaşı varsa taşarak yanaklarınızdan aşağıya süzülecektir.”[9]

Görüldüğü gibi gözümüzde mükemmel bir gözyaşı üretim taşıma ve boşaltma sistemi vardır. Ancak gözümüzdeki mekanizmalar bu kadar değildir:

Gözün yapısında gözyaşı bezlerinin, ne eksik ne fazla, gerekli miktarda sıvı salgılamasını sağlayan bir denge-kontrol mekanizması da vardır. Gözyaşı, göz üzerine eşit yayılmadığında işlevini tam olarak yerine getiremez. Görüldüğü gibi gözyaşının gerekli miktarda üretilmesinin yanında gözün her yanına eşit olarak da yayacak bir mekanizma da gereklidir. Gözümüzde bu işi en zahmetsiz ve en sağlıklı şekilde yapan otomatik bir mekanizma vardır.

“Göz kırpmak, sileceklerin suyu arabanın camına eşit yaymak için hareket ettirilmesine benzetilebilir.”[10]

Her göz kırpışımızda, göz yüzeyindeki gözyaşı filmi otomatik olarak yenilenir. Bu işlem ortalama her altı saniyede bir tekrarlanır. Bu 60 yıl yaşayan bir insanın, tüm ömrü boyunca 200 milyondan fazla göz kırpması anlamına gelir.[11]

Gözyaşı damlasıTüm bu mekanizmalar ve gözyaşı komponentleri tesadüflerle işleyen bir evrim sürecinin oluşmasını imkânsız kılar. Bir kutu içerisinde, üzerinde üretildiği yer ve tarih yazan bir göz damlası gören bir kişi, hiçbir zaman o ilacın tesadüfler sonucunda kendiliğinden meydana geldiğini düşünmez. Bu damlanın formülünü bulan, onu üreten, paketleyen birileri vardır. Aksini iddia eden bir kişinin akıl sağlığında ciddi bir problem olduğunu düşünür. Gözyaşı ise bir göz damlasından çok daha üstün özelliklere sahiptir ve insan vücudunda üretilir. Öncelikle farklı kimyasal maddelerden oluşur ve bu maddeler hassas bir karışım oranı ile birleşirler. Bundan başka gözyaşıyla birlikte gözyaşını üreten salgı bezleri, otomatik gözyaşı salgılanma ayarları ve boşaltım kanalları da vardır. Bunlar düşünüldüğünde gözyaşının tesadüfen meydana geldiğini ve yine tesadüfen göze yerleştiğini söylemek akıl ve mantık dışı bir iddia olacaktır. Gözyaşı şimdiye kadar yaşamış olan ve şu anda dünya üzerinde yaşamakta olan bütün insanlarda vardır. Herkeste aynı özelliklere sahiptir. Gözü bir bütün olarak yaratan, her insanda aynı özelliklerin var olmasını sağlayan üstün güç sahibi Allah’tır. Göz Allah’ın kusursuz yaratmasının tecellilerinden bir tanesidir.

 

Yazar / Op. Dr. Hüsnü Erel Aksoy

 

      Referanslar:

  1. http://www.med.umn.edu/ophthalmology/Patient/tear.html
  2. Ünal Bengisu, Göz Hastalıkları, 3.b., İstanbul: 1990, s.36.
  3. http://www.med.umn.edu/ophthalmology/Patient/tear.html
  4. http://members.aol.com/MonT714/tutorial/the_eye/cornea.html
  5. Bu bir göz rahatsızlığıdır ve Stevens Johson sendromu olarak adlandırılır.
  6. http://www.emedicine.com/oph/topic597.htm
  7. Gözdeki Mucize, Harun Yahya, Global Yayıncılık, İstanbul.
  8. Natural Tears adlı göz damlasının prospektesü
  9. www.eecs.umich.edu/…/agesubject/ lessons/newton/tear.html
  10. http://www.med.umn.edu/ophthalmology/Patient/tear.html
  11. http://members.aol.com/MonT714/tutorial/the_eye/cornea.html

Rating overview

  • Gözyaşındaki Sırlar
Total score
Good 4.5